Counter

15 Ocak 2009 Perşembe

5 HADİS

1. Fitne gelir, kullari firtina gibi savurur. Bunun icerisinden alim, ancak ilmiyle kendini kurtarir.
Ravi: Hz. Ebu Hureyre (r.a.)

2. Adil kadi kiyamet gunu hesaba getirilir. Hesabin siddeti ile karsilasinca: "Keske iki kisi arasinda bir hurma icin bile karar vermemis olsaydim" der.
Ravi: Hz. Ali (r.a.)

3. Kabir ahiret menzillerinden ilk menzildir. Kim ki kabirde isi kurtardi, arkasi iyidir. Kim ki isi kurtaramadi, arkasi da cetindir.
Ravi: Hz. Osman (r.a.)

4. Kur'an yedi vecih uzerine nazil oldu. Hangisini okursaniz, isabet edersiniz. Kur'an uzerine munakasa etmeyin. Cunku o munakasa kufurdur.
Ravi: Hz. Ibni Abbas (r.anhuma)

5. Kalpler, Allah'in parmaklarindan ikisi arasindadir. Istedigi gibi cevirir.
Ravi: Hz. Ibni Abbas (r.anhuma)


Kaynak: "Ramuz El E-Hadis" Kitabidir.

Kitabin Yazari: Zaif Ahmet Ziyauddin Gumushanevi
Yorumlayanlar: M.Zahid Kotku & Prof. Dr. Cevat Aksit

14 Ocak 2009 Çarşamba

Yardımlar Nereye Gidiyor?

Değerli kardeşlerim ;
Arkadaşlarımızın yaptığı araştırma sonuçları aşağıdadır (ajans7/24), lütfen yardımların zulmedenler eline geçme ihtimaline karşılık gereken duyarlılığı gösterin, konu ile ilgili yazmak dahil her tür katkıyı yapmanız elzemdir.

İşte Gazze' ye yapılan yardımlar
12 Ocak 2009 Pazartesi İsrail Devleti'nin Gazze' ye olan insanlık dışı saldırıları sürmeye devam ediyor.
İsrail, Gazze'ye olan insanlık dışı saldırıları sürdürmeye devam ediyor. Gazze halkı bu katliam altında yaşam mücadelesi vermeye çalışıyor. Tüm dünyadan Filistin'e yardım akıyor ama Türkiye'nin bölgeye ilgisi başka türlü incelenmeli.

Katliamın başladığı ilk günden olmak üzere ve daha öncesinde gerek sivil toplum örgütlerinin, gerek gönüllü kuruluşların ve gerek devletin kurumları aracılığıyla yaptığı yardımlar, Türkiye'nin Filistin meselesine ne derece hassas yaklaştığını ortaya koymuştur.

Yaşanan bu süreçte İsrail yönetimi elinden geldiğince yardımların Filistin halkına ulaşmasını engellemeye çalışmıştır. Bu da yapılan yardımların hangi şartlarda Gazze'ye ulaştığı, ne tür sıkıntılar çekildiği hakkında insanları meraka sevketmiştir.

Ajans 7/24 olarak Türkiye'deki yardım kuruluşlarının yardımları nasıl ulaştırdıklarını araştırdık.

İHH: "İHH", yapılan yardımları Refah sınır kapısından direk olarak Hamas Hükümeti (Filistin Hükümeti)'ne yapıyor. Mısır sınır kapısını yalnızca birkaç saat açık tutuyor. Yardımların hızlı bir şekilde ulaştırılması için İHH malzemeleri Mısır'ın içerisinden alıyor.

KIZILAY: Milli Eğiim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı yardımlarını Kızılay vasıtası ile gönderiyor. Kızılay gönderilen yardımları El Fetih'e teslim ediyor. Alınan bilgilere göre El Fetih alınan yardımların yaklaşık yüzde 90'ını muhtaç halka ulaştırmıyor. Bu yardımlar El Fetih tarafından belirlenen gruplara geri kalan yüzde 10'luk kısımsa Muhammed Dahlan'ın ekibine teslim ediyor.

KİMSE YOK MU?: "Kimse Yok mu?" yapılan yardımları Refah sınır kapısından Gazze'deki Hamas Hükümeti'nin İçişleri Bakanlığı'na bağlı Gazze Kızılay' ına veriyor.

CANSUYU: "Cansuyu" Mısır'daki partner kuruluşları vasıtasıyla Refah Sınır Kapısı'ndan yapıyor. Gönderilen yardımları Gazze'deki İhvan-ı Müslimin'in Lübnan kanadı olan Cemaat-i İslami ekibine teslim ediyor.

YARDIMELİ: "Yardımeli" Kahire'den bağları ile Refah sınır kapısından yardımları gönderiyor. Yardımları Gazze'de Hamas Hükümeti'ne teslim ediyor.

DENİZ FENERİ: "Deniz Feneri" yapılan yardımları Mısır Refah sınır kapısından Filistin Sağlık Bakanlığına teslim ediyor. İçeride gıda dağıtımını Cebaliye İslam Derneği aracılığıyla yapıyor.

12 Ocak 2009 Pazartesi

Önemli Bir Konu: "Evlilikte Denklik (Küfüv)"

Kelime olarak küfüv, denklik ve eşi olmak demektir.

Fıkıhda ise, evlenecek olan çiftlerin, birbirlerine bazı konularda denk olmaları demektir.

Evlenmede denklik, kadınlar için erkekte aranır. Yâni bir erkeğin, evleneceği kadına, müslümanlık, neseb, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunması, özellikle kadını korumak için öngörülmüştür.

Mezhepler, evlenecek kişiler arasında dindârlık bakımından eşitlik bulunmasının kesinlikle gerekli olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Bunun yanında Hanefîler, erkeğin soy bakımından, kadından daha aşağı olmaması gerektiğini söylemişlerdir. (113)

İslâm hukûkunda denklikten maksad, evlenecek eşler arasında dînî, ekonomik ve sosyal seviye bakımından yakınlık ve denklik bulunmasıdır. Bu denkliğin, hem çiftler arasında, hem de hısımları arasında seâdet, huzûr ve sevgiye vesîle olacağı düşünülmüştür.

Evlilikte denklik, bir sıhhat şartı değil, bağlayıcılık şartıdır. Yâni denklik, evlilik için mecbûrî bir şart olmayıp, ancak âile seâdetinin te’mîni içindir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Ali (r.a.)’a hitâben şöyle buyurmuşlardır:

"Üç şeyi geciktirme:

Vakti gelince namazı; hazır olduğunda cenâzeyi; dengini bulunca evlenecek kızı..." (114)

Ayrıca başka bir hadîs-i şerîfde:

"Kadınları denkleriyle evlendirin, onları velîleri evlendirsin.. On dirhemden az mehir yoktur." (115) buyurulur.

Hanefîler’e göre denklik (kefâet), altı yerde aranır. Bunlar: Dindârlık, İslâm, hürriyet, neseb, mal ve meslektir.



1. Dindârlık: Dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir erkek, iffetli ve fazîletli bir kadına denk sayılmaz. Aynı şekilde, dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir kadın da, iffetli ve fazîletli bir erkeğe denk sayılmaz.

2. İslâm: Burada denklikten maksad, kocanın müslüman olması değildir. Zîrâ kocanın müslüman olması, evliliğin sıhhat şartıdır. Müslüman olmada denklik, kocanın, babası veya büyükbabası bakımından aranır.

3. Hürriyet: Çoğunluğa göre köle, hür olana denk değildir.

4. Neseb: Bu konudaki denklik, Araplar arasında geçerli sayılmıştır.

5. Mal: Eşlerin, aynı derecede mal ve servet sahibi olması da, evlilikte önemli bir unsurdur.

6. Meslek: Evlenecek erkek ve kadının velîlerinin iş ve meslekleri arasında bir denkliğin bulunması gerekir. (116)

Ayrıca çiftler arasında boy ve güzellik gibi fizîkî ölçülere de dikkat edilmesi, eşlerin anlaşabilmeleri ve birbirleriyle uyum sağlayabilmeleri açısından önemli bir husustur.

Netice olarak İslâm hukukçularının büyük çoğunluğu, nikâhın mûteber olmasında kocanın kadına denk olmasının şart olduğunda müttefiktirler. Denkliğin, mutlakâ dindârlık ve güzel ahlâkda aranması gerektiği üzerinde görüş birliğine varmışlardır. Asr-ı seâdetteki tatbîkâta bakıldığında da denkliğin, en başta dindârlık ve güzel ahlâkda arandığı açıkça görülür. Ashâb-ı kirâmdan Sehl b. Sa’d es-Sâidî (r.a.) anlatıyor:

"Birgün Rasûlullâh (s.a.v.)’in huzûrundan bir adam geçti. Hz. Peygamber (s.a.v.) yanında oturanlardan birine;

"Şu geçen hakkında ne dersin?" buyurdu.

O da:

"Eşrâfdan biridir. Vallâhi kız istese kendisine verilmesine, bir şey hakkında konuşsa, sözünün dinlenmesine çok lâyıktır." cevâbını verdi.

Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz sustular. Bir müddet sonra bir başkası geçti. Bu sefer yine:

"Ya bunun hakkında ne dersin?" buyurdu.

Adam cevap verdi:

"Yâ Rasûlallâh, bu müslümanların fakirlerinden biridir. Kız istese reddedilmeye, bir şey hakkında şefâat etse, kabul olunmamaya ve konuştuğu vakit, sözü dinlenmemeye lâyıktır."

Bunun üzerine Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular:

"(Hayır) bu (adam), yeryüzü dolusunca öbüründen hayırlıdır." (117)

Evlenecek eşler, güzellik ve zenginlik câzibesine kapılarak ahlâkı ve dîni zayıf kadınlarla evlenmemelidirler. Böyle evlilikler, çoğu zaman hüsranla neticelenmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, dâimâ dindâr olan kadınların tercih edilmesini tavsiye buyurmuşlardır.

Hakîkatte denklik; erkeğin değil, kadının menfaatine yönelik bir haktır. Eşlerin, gönül ve görüş birliğine sâhip olmaları da zarûrîdir. Zîrâ, bu yönlerden anlaşamayan çiftler, mutlu bir hayât yaşayamazlar.
EŞ bazen babadan ve anneden daha yakındır. Öyle değil mi? Kişi eşine söylediği, fısıldadığı bazı sırlarını anne ve baba ile paylaşamayabilir.

Kur'an-ı Kerim bu gerçeği çok manidar bir tanımla hayatımız katar. Ayet-i kerime, "Karı ve koca birbirlerine örtüdürler" der. Ayet şöyledir: "Onlar (kadınlar) size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz!" (Bakara 187).

Ayet çok zarif bir ifadeyle, karı koca arasındaki ilişkinin karakterini ortaya koyar. Elbise ve örtü nasıl soğuk ve sıcaktan korur, sırları ve kusurları örterse, eşler de aynen böyle olmalılar. Örtü geceyi simgeler. Birbirinizin sırrını, ayıbını, açığını deşifre etmeyin, aksine birbirinizi gece karanlığı gibi örtün anlamını da çıkarma imkánı bulabiliriz.

* * *

Dinimiz bizden bunu istiyor. Ama biz bu konuları da magazinleştirmekten, aile sırlarımızı, ilişkimizi uluorta tartışmaktan uzak durmuyoruz. En mahrem bilgileri, olayları, sırları, ekranlarda, sokaklarda, her türlü sohbet ortamında konuşmaya başlıyoruz. Hatta insanların bir kısmı boşandıkları eşlerinin mahrem görüntülerini internet ortamında yayınlamaktan sakınmıyorlar. Korkunç bir tatminsizlik, hazımsızlık ve dağılmışlık değil mi?

* * *

Sosyolog ve psikologların işin bu boyutu üzerinde durmaları, olgun tahlillerde bulunmaları gerekiyor. Tabii ya, bunu sağlıklı bir kişilikle izah imkánı var mı? Bu yaşananlar birer vicdani travma değil mi? Bizler ise bu yaşananları tedavi edecek noktada mıyız, yoksa yeni olayların, tecrübelerin deşifre edilmesine katkıda bulunacak yerde miyiz?

Peygamberimiz (SAV) erdemden en uzak erkeği tarif ederken; geceleyin eşiyle arasında geçeni -sırları-, sabahleyin arkadaşlarıyla paylaşan kişi olarak tanımlar.

Eşler birbirlerini sevmeli, korumalı ve sahiplenmeliler. Hiçbir evlilik kuşku ve korku üzerine kurulmaz. Hele matematiksel hesaplar üzerine hiç kurulmaz. Yarın ne olacak, eşim benim şu eksiğimi yarın bana karşı kullanır mı diye başlayan bir evlilik aslında hiç başlamamış sayılır. Tam aksine erkek kadının, kadın erkeğin; izzet, namus, kişilik, karakter, sevecenlik, vefa, saygı, sevgi, doğruluk, şeffaflık ve merhametinden en ufak bir kuşku duymamalıdır. Böyle bir kuşku varsa, belki o evlilik hiç olmamalıdır. Olsa bile, devam etmesi mümkün değildir.

Eşinizi önemseyin. Onu sevin. Ona güvenin. Onunla sırrınızı paylaşın. Vereceğiniz bir gül, ucuz ama manidar bir ufak yüzüğün eşinizin yüzünde meydana getireceği tebessüm az mı önemli? Bazen eşimizle beraber sofrayı kaldırmak veya küçük bir hizmeti onunla paylaşıp yükünü hafifleştirmek kötü mü?
* * *

Peygamberimiz (SAV); elbisesini yamalar, içeceği suyu kendisi alır, eşine yardım ederdi. Onları dinler, bazen en zor kararlarda onlara danışırdı. Gece namazına kalktığında eşini de uyandırır, "Hadi yüce ALLAH'a yönelelim!" derdi. Bazı hatalarını görmezden gelir, sinirli hallerini sinesine çekerdi. Tebessümünü esirgemezdi. "En iyiniz, eşine en merhametli ve iyi ahlaklı olanınızdır" derdi.

Ne dersiniz? Şöyle diyebilir miyiz? Birbirini zorlayan, boşanmak için bahaneler arayan, birbirine güvenmeyen çiftler ancak sağlam bir eğitim, inanç, hoşgörü ve güvenle yaralarına çözüm bulabilirler.

NİHAT HATİPOĞLU

ĞAZZE İÇİN DUAYA DAVET



Çok sevgili Müslüman kardeşlerim! Hepinizin de bildiği gibi İslâm coğrafyasının her yerinde kan ve gözyaşı akmakta. İslâm coğrafyasının her bir karış toprağı yardıma ve duaya muhtaçtır. Ama en çok ve acil olarak duaya muhtaç olanlar Ğazzeli kardeşlerimizdir. Onlara yapacağımız maddî, mânevî, fiîlî ve kavlî yardımlara bir araç olması için kalbimin derinliklerinden kopan duygu ve düşüncelerle göğün kapılarını zorladım ve birazcık tıklatmaya çalıştım. Umuyorum ki bu duaya “Âmîn!” diyecekler arasında duası benden daha makbûl Mü’min ve Mü’mine Müslüman kardeşlerim vardır. Bu duaya ulaşan herkesin okuyup “Âmîn!” demesini rica ediyorum. Belki bir kişinin duası kabûl olur da onun yüzü suyu hürmetine Ğazzeli kardeşlerimiz zulümden ve katliâmdan kurtulur.




أعوذ بالله من الشيطان الرجيــــــم بــــــسم الله الرحمن الرحيــــــم

ألحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي رسولنا محمد و علي آله و أصحابه أجمعيـــن

Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm, Bismi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm. el-Hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn, ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ Rasûlinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve ashâbihî ecmaîn.



Allâhım!

Cumartesi yasağını çiğneyip balık avlamaya devam eden ve kendilerini uyaran peygamberlerinin uyarılarına kulak tıkadıkları için aşağılık maymunlar ve domuzlar haline çevirdiğin Yahûdîlerin evlatları, yine bir Cumartesi günü bir deniz kenarında bulunan Mü’min ve Müslüman Ğazze halkını avlamaya başladı. Ey Rabbimiz onları avlayan ve kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk demeden katleden Siyonist Kâfirleri de ataları gibi aşağılık maymunlar ve domuzlar haline çevir!



Allâhım!

Asıl niyeti Mekke ticaret yollarına ve Kabe aracılığı ile Mekke’ye akan paralara sahip olmak olduğu için göstermelik niyetle Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe ve ordusunu Senin hava kuvvetleri filon olan Ebabil kuşlarınla helâk edip onları yenik ekin yaprakları haline çevirerek gizli planlarını boşa çıkarmıştın. Ey Rabbimiz, Siyonist Yahûdîler de Filistin’den başlayarak kendilerine göre Va’dedilmiş Toprakları ele geçirmek istiyorlar. Aşağılık maymun ve domuzlar sürüsü olan Siyonist Yahûdîler bu gizli planlarını gerçekleştirmek için “teröristleri vuruyoruz” bahanesiyle Müslüman katletmeye başladılar. Ebâbil filonu yine serbest bırak ki Ğazze’de Siyonist güçlere karşı mücadele eden ve bütün dünyanın desteğini kaybeden Müslümanların imdadına yetişsinler.



Allâhım!

“Habibim” dediğin Rasulün Mekke halkını İslâm’a davet ettiği sırada “Ellerin kurusun, bizi bunun için mi buraya topladın” diyen Ebû Leheb için Tebbet sûresini indirerek ona lanet etmiş ve onun iki elini kurutmuştun. Öyle ki onun malı ve kazandıkları kendisine hiçbir fayda sağlayamamıştı. Ey Rabbimiz, yeryüzünden İslâm’ı ve Müslümanların silip atmayı planlayan Siyonist Yahûdîlere dünya ülkelerinden destek çıkanları destek olmaktan vazgeçirerek onların da iki elini kurut ve onların birliğini dağıt ki kazandıkları ve malları onlara hiçbir fayda sağlamasın!


Allâhım!

“Rabbimiz Allah’tır” diyenleri ateş dolusu hendeklere atarak katliâma tabi tutan ve bu ateş dolu hendeklerin etrafında toplanarak ateşte diri diri yaktıkları kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’minlerin çırpınışlarını zevkle ve iştahla seyreden kâfirleri kendi yaktıkları ateşle yakarak cezalandırmıştın. Ey Rabbimiz, “Rabbimiz Allah’tır” diyen kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’minlerle dolu olan Ğazze’yi ateş dolusu hendeklere çeviren Siyonist Yahûdîleri de kendi kazdıkları kuyulara düşür ve kendi tutuşturdukları bu ateşle yakarak cezalandır!



Allâhım!

Yeryüzünde büyüklenip kibirlenerek “En büyük rabbiniz ben değil miyim?” diyen, Mü’min ve Müslüman İsrâiloğullarını köleleştirerek onların erkek çocuklarını öldürüp, kız çocuklarını hayasızca yaşatan Firavun ve yandaşlarını denizde boğup yok etmiştin. Öyle ki onların imdadına kimseler yetişememişti. Ey Rabbimiz, kendi atalarına yapılan bu zulmü unutarak Firavun’dan daha beter zulüm teknikleri ile kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk demeden Mü’min ve Müslümanları katleden alçak ve aşağılık Siyonist Yahûdîleri Ğazze sahillerinde boğup gebert. Öyle ki yardımlarına dostlarından hiçbiri yetişemesin!



Allâhım!

Şu anda Siyonist Yahûdîlerin kurduğu İsrâil devletinin bulunduğu bölgede bir zamanlar Sodom ve Gomore kavimleri yaşamaktaydı. İşledikleri sapık fiiller nedeniyle o sapıkların üzerlerine ateşte pişirilmiş taşlar yağdırıp ayaklarının altındaki toprağı kaydırarak yerin altına geçirmiştin. Ey Rabbimiz, o sapık kavmi helak ederken kullandığın volkanın lavlarını serbest bırakarak Siyonst Yahûdîlerin de üzerlerine ateşte pişirilmiş taşlar yağdır ve o bölgedeki fay hattını tekrar faaliyete geçirerek ayaklarının altındaki toprağı kaydırıp onları yerin altına geçir!



Allâhım!

Sevgili Rasûlün Bedir kuyularının başında Sana dua ederken “Allahım, bu Mü’minlere yardım etmez ve onların mağlûb olmasına müsaade edersen, yeryüzünde Sana ibadet edecek ve Senin için secdeye kapanacak kimse kalmayacak” demişti. Ey Rabbimiz, eğer Sen Ğazze’deki Mü’min ve Müslümanlara yardım etmez ve onların mağlûb olmasına müsaade edersen, Filistin bölgesinde Sana ibadet edecek ve Senin için secdeye kapanacak kimse kalmayacak. Ğazze halkına yardım et ve onlara zafer nasip et ki Siyonist Yahûdîler bu emellerine ulaşamasın!



Allâhım!

Bu Siyonist Yahûdîlerin sapık atalarına peygamber olarak gönderdiğin ama onların peygamber olarak değil bir kral olarak kabul ettikleri elçilerinden Hz. Dâvûd ve bekledikleri “Mesih” olarak kendilerine gönderdiğin ama onların Mesih olarak inanmak bir yana öldürmek için üzerine saldırdıkları Hz. İsâ’nın diliyle nankörlüklerinden dolayı lânetlendiklerini bizzat Sen bize haber vermektesin. Ey Rabbimiz, onların bugünkü torunları da atalarından pek geri kalmamaktadır. Dünyadaki kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk bütün Mü’min ve Müslümanları uyandırarak bunlara da lânet okut ve okunan bütün lânetleri kabul et!



Allâhım!

Bu Siyonist Yahûdîlerin nankör ve sapık atalarının Senin tarafından gönderilmiş elçileri öldürdüklerini de bizlere bizzat Sen haber vermektesin. Ey Rabbimiz, o sapık ve nankörlerin bugünkü torunları da atalarının öldürdüğü peygamberlere ve defalarca öldürmek için sûikast düzenledikleri son Peygamberine inanan kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’min ve Müslümanları katletmekteler. Ey Rabbimiz, bu kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’min ve Müslümanlara merhamet et, komutanlarını ve mücahitlerini koru, onları davalarına sahip çıkart ve davalarından döndürme, ayaklarını sabit kıl ki ökçeleri üzerinde gerisin geri dönmesinler, onların yaralılarına şifalar nasip et, şehitlerini cennetinle ödüllendir, dünya Müslümanlarının onlara olan desteğini ve dualarını eksik etme!



Allâhım!

Bu Siyonit Yahûdîlerin kendilerinin atası olduğunu söyleyerek övündükleri ve bizim de Senin “Halilin” olduğu için milletinden olmakla gurur duyduğumuz Hz. İbrâhim ve onunla beraber olanlarda bizim için güzel örnekler olduğunu bizlere yine Sen bildiriyor ve bu bildiriyi yaptığın yerde onların yaptıkları duayı bize örnek olarak gösteriyorsun. Ey Rabbimiz, öyleyse biz de onlar gibi dua ediyor ve diyoruz ki: “Rabbimiz, Bizi, inkâr edenler için deneme konusu kılma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne gâlib ve hikmet sahibi, ancak Sensin!”. Ey Rabbimiz, Hz. İbrâhim ve onunla birlikte olanların dualarını kabul ettiğin gibi bizim de bu duamızı kabul et. Ğazze halkını Siyonist Yahûdî kâfirler için bir deneme konusu kılma ve kâfirleri asla galip getirme ki davalarında haklı olduklarını zannetmesinler!



Allâhım!

Yüce Kitabın Kur’ân-ı Kerîm’de bizim gibi gücü kuvveti yerinde olan Müslümanlara “Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz! Bizi, halkı zâlim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir yardımcı yolla” diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?” diye hitapta bulunuyor ve “İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut yolunda savaşırlar, o halde şeytanın dostlarına karşı savaşın: şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır” buyurarak saflarımızı belirlemeye ve savaşımızı kim için, yapacağımızı, şeytanların hile ve tuzaklarından korkmamamızı bizlere öğütlüyorsun. Ey Rabbimiz, bizlere saflarımızı belirleyecek akıl, firâset ve basîret ver. Ey Rabbimiz, bizi senin yolunda ve çaresiz kalmış insanlar için savaşanların saflarına kat ve o saflardan asla ayırma. Bizi asla tâğutların yolunda savaşanların saflarına katma ve onların yanına yaklaştırma. Ey Rabbimiz, bizi tâğuta ve şeytana kul etme, bizi şeytan ve dostlarının tuzaklarına düşmeyecek şekilde iman, ahlak, ibadet, akıl, cesaret, şecaat, firâset ve basîret gibi güçlü silahlarla donat. Fiîlî ve kavlî dualarımızı Ğazze halkından eksik etme!



Allâhım!

Sevgili Rasûlün Mekke’de İslâm davasını anlatırken kendisini her türlü alçaklıkla engellemeye çalışan Mekke müşrikleri en son Müslümalara ambargo uygulamış ve onlar da tam üç yıl boyunca aç ve bî-ilaç bir şekilde Şi’b-i Ebî Tâlib’e çekilmişlerdi. Sonunda vicdan sahibi beş müşrik insafa gelmişler ve onların girişimleri ile ambargo kaldırılmıştı. Ey Rabbimiz, şu anda o mübarek peygamberin ümmeti Ğazze’de uzun bir zamandan beri ambargo altındadır. Siyonist Yahûdîler onlara yiyecek ve gıda maddelerinin dahi ulaşmasına engel olmaktadır. Kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’min ve Müslümanlar aç ve bî-ilaç bir şekilde yaşarlarken bu arada başlarına gökten bombalar yağmaya başladı. Bu da bitti derken kara harekâtı adı altında katliâm başlatan Siyonist Yahûdîler onları evlerinde vurmaya başladılar. Ey Rabbimiz dünyada güçlü olduğunu söyleyen birkaç kâfir devleti insafa getir de Ğazzeli Müslümanlara uygulanan ambargolar kalksın. Ğazzeli Müslümanlar bu işkenceden ve Siyonist Yahûdîlerin zulmünden ve katliâmından kurtulsunlar!



Allâhım!

Benî Nadir Yahûdîleri Peygamberimize sûikast düzenlemek istediklerinde yapılan kuşatma sonunda Senin iznin ve emrinle Müslümanlar Yahûdîlerin ağaçlarını kesmeye başlayınca teslim olmuşlar ve evlerinin kapı ve pencerelerini kendi elleri ile söküp Medîne’yi terk etmişlerdi. Ey Rabbimiz, İsrâil’de bulunan Siyonist Yahûdîlerin de tarımda çok ileri gittiklerini biliyoruz. Ey Rabbimiz, onların bağlarını, bahçelerini ve tarlalarını rahmetinden mahrum bırak ve hepsi kurusunlar ki böylece Arz-ı Mev’ûd olarak gördükleri toprakları terk edip çıksınlar. Ey Rabbimiz, dünya Müslümanlarını İsrâil ve Siyonist Yahûdî mallarını alıp almama konusunda şuurlandır ki artık onların mallarını boykot ederek almasınlar ve Siyonist Yahûdîler en çok sevdikleri dünya malından mahrum kalarak yaptıkları zulümlerden vazgeçsinler!



Allâhım!

Sevgili Rasûlün hicret edeceği sırada kendisini dışarıda bekleyen müşriklere göstermemiş ve Sevr mağarasında da korumana alarak yine müşriklerin gözlerinden saklamıştın. Ey Rabbimiz, kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Ğazzeli Mü’min ve Müslümanları da Siyonist Yahûdî kâfirlerin gözlerine gösterme. Onları sığındıkları yerlerde öyle muhafaza et ki kâfirler yanlarına kadar gelse bile göremesinler. Attıkları bomba ve mermiler hedefini şaşırıp kendi adamlarına isabet etsin. Kendi adamlarını ve askerlerini Müslüman zannederek vursunlar!



Allâhım!

Şu anda İslâm dünyasında Müslüman devletlerin başında yönetici olarak halkı yöneten idarecilerin kalplerine de insaf, vicdan ve merhamet indir. Ey Rabbimiz, onları Ğazze’deki masum ve mazlum kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’min ve Müslümanlara yardım ellerini uzatmaları için insafa getir. Sınır kapısını açmamakta direten Mısır idarecilerini insafa getir. “Hamas yok edilmelidir” diye düşünen Arap yöneticilerini insafa getir. İnsafa gelmemekte direnenleri ve yandaşlarını da yönetimleri ile birlikte yerin dibine geçir!



Allâhım!

Ğazze’de işlenen insanlık tarihi açısından utanç verici bu suçların daha fazla işlenmesine müsaade etme. Ey Rabbimiz, artık anaları ve babaları yavrusuz, çocukları yetim ve öksüz, kadınları dul bıraktırma. Kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’min ve Müslümanların sakat kalmasına ve öldürülmelerine müsaade etme. Ey Rabbimiz, yerlerin ve göklerin ordularının Senin olduğunu Yüce Kitabında bildiriyorsun. Görünen ve görünmeyen ordularında o mazlum ve masum Ğazze halkının imdadına yetiş, çünkü onların senden başka kurtarıcıları ve sığınakları kalmadı. Gönder, Hendek harbinde müşrik ordularını darmadağın eden rüzgar ordunu. Gönder, Bedir savaşında Müslümanlara destek için gelen melek ordunu. Gönder, sapık Sodom ve Gomore’yi helak eden ateşten taşlar ordunu. Gönder, Eyke ve Meyden halkını yok eden deprem ordunu. Gönder, yeryüzünde putperestliği ilk icad eden Nûh kavmini helâk eden Tûfan ordunu. Gönder, Firavun ve yandaşlarını helâk eden Kızıldeniz ordunu. Gönder Ebrehe ve ordusunu helâk eden Ebabil filonu! Gönder yeryüzünde kibirlenip “Bizi kim yok edecekmiş” diyen Âd kavmini helâk eden Sarsar ordunu. Gönder yeryüzünde büyüklenen Semûd halkını helâk eden sayhanı. Gönder Hâlid bin Velîd, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, Mûsâ bin Nusayr, Târık bin Ziyâd, Selâhaddîn-i Eyyûbî, Celâleddîn Harzemşah, Seyfeddîn Kutuz, Fâtih Sultan Mehmed, Sultan Abdülhamid gibi büyük komutanlarını! Gönder Hz. Hamzalarını, Hz. Alilerini, Ebû Dücânelerini, Ulubatlı Hasanlarını, Genç Osmanlarını, Malkoçoğullarını ve adını bilmediğimiz daha binlerce askerini. Gönder canını ve kanını davasına şahit kılmış ölmeyen ve öldürelemeyen şehîd askerlerini!



Allâhım!

Zaten en ufak bir ayak sesinden bile çok korkan ve ödü patlayan Siyonist Yahûdî kâfirlerin kalplerine daha dehşetli korkular indir. Masum ve mazlum kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Ğazzeli Mü’min ve Müslümanların sayılarını kendilerinden daha kalabalık göster. Müslümanların ellerindeki silahları, kendi silahlarından daha güçlü ve yıldırıcı göster. Ey Rabbimiz, Müslüman Ğazzelilerin kalplerine sükûnet indir. Onlara ümît, azim ve gayret ver. Siyonist Yahûdîleri Müslümanlara daha korkak göster. Onların sayılarını Müslümanlara daha az göster. Onların silahlarını Müslümanlara daha etkisiz göster! Müslümanların silahlarını kâfirler üzerinde daha etkili kıl. Öldürülen her bir masum ve mazlum kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Ğazzeli Mü’min ve Müslümana karşılık, Müslümanların attığı füzelerle iki kat Siyonist Yahûdîyi gebert!



Allâhım!

Elimizden ve dilimizden bu duaları yapmaktan başka bir şey gelmiyor. Eğer bizim aklımıza gelmeyen başka çözüm yolları varsa bize onları da göster. Görmeyen gözlerimize göster, işitmeyen kulaklarımız duyur, anlamayan kalplerimize hissettir. Ey Rabbimiz, yapılan katliâma duyarsız kalanların kalplerine, şu anda duyarsız kaldıkları katliâmın bir zaman sonra kendi başlarına da geleceği hissini ve duygusunu yerleştir. “Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın” mantığı ile yaşayanlara bu yılanın bir zaman sonra kendilerini de sokacağını, ocaklarını, yurtlarını ve yuvalarını başlarına yıkacağını hissettir!



Allâhım!

“Yok mu bana dua edip bir şeyler isteyen, istesin ki vereyim” buyuruyorsun. Vermek istemeseydin, istemeyi vermezdin. Dilimiz döndüğü kadar göğün kapılarını yoklayarak sana dua edip yalvardık. Ey Rabbimiz, dualarımızı kapından geri çevirme. Bizi yüz üstü ve yalnız bırakma. Siyonist Yahûdî kâfirlerin kalbine bize değer vermediğin düşüncesini yerleştirme ki kendilerini haklı zannetmesinler. Ey Rabbimiz, Ğazze’de öldürülen masum ve mazlum kadın-erkek, yaşlı-genç, çoluk-çocuk Mü’min ve Müslümanların kanları hürmetine dualarımızı geri çevirme. Daha başka nelerin veya kimlerin hürmetine dualarımızı kabul ediyorsan onların yüzü suyu hürmetine dualarımızı kabul et. Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahrette de iyilik ver ve bizi cehennemin azabından koru!



Âmîn!

Velhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

el-Fâtiha!



(Teşekkür ederim Davut hocam)

11 Ocak 2009 Pazar

MASA

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.

Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.



Edip CANSEVER

2 Ocak 2009 Cuma

http://www.israiliboykot.com/


Filistini "SEN" vuruyorsun!



Böyle anlarda bana da en uygun gelen 'tepki' bu (boykot). Ne kadar demode olursa olsun, kulağa ne kadar bayağı gelirse gelsin. Çünkü, mitingden sonra Starbucks'a uğrayıp 'kahve sevgisini evrensel hale getiren' sadık İsrail ziyaretçisi ve vaktiyle Filistinlilere 'terör' konusunda verip veriştiren Howard Schultz'un 'birbirinden eşsiz ve tutkulu' kahvelerini yudumlamak insanı 'oxymoron'a sürüklüyor, eylemde tükürdüğünüzü kahveyle yalamış oluyorsunuz.
NİHAL B. KARACA

israilin Filistin'e başlattığı operasyon "Sizlerin desteği" sayesinde günden güne büyüyerek devam ediyor. Her gün "Sizin" sayenizde bir filistinli çocuk hayata gözlerini yumuyor!


BU NASIL MI OLUYOR?

ÖLÜ SAYISI YARALI SAYISI
400 1810

"Sen" farkında olmadan aldığın her israil malı ile israil bütçesine bununla paralel olarak israil ordusuna bir Müslüman olarak yardım ediyorsun! Bu şekilde amerikanında desteği ile güçlenen 7 milyoncuk israil 2 Milyar Müslümana meydan okuyor!
"Sen" israil ve ona destek olan ülkelerin her türlü malına para verdiğin sürece onlar senin ve Müslüman kardeşlerinin kanını emmeye devam edecek!

BU GAFLETTEN NASIL UYANIRIM?

Aldığınız ürünün barkod numarasındaki rakamların açıklamalarını ve hangi numaranın hangi ülkeye ait olduğunu aşşağıdaki tablolarda bulabilirsiniz. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var!


israilin barkod ülke kodu: 729




Türkiye'nin ise 869'dur fakat bazı yabancı firmalara ait ürünlerde 869 barkod kodu ile başlayabiliyor! Burada lütfen dikkatli olunuz aldığınız ürünün Barkodu 729 ise siz zaten elinizdeki ürünle Filistine kurşun sıkmış oluyorsunuz amma 869 ile başlayan israil ve amerika destekcisi ürünlerlede dolaylı yoldan aynı eylemi gerçekleştirmiş oluyorsunuz! Bu konuda göstereceğiniz hassasiyete güveniyoruz!


Ülke Adı Ülke Barkod Kodu
israil 729
Usa & Canada 00-13
Fransa 30-37
Almanya 400-440
Japonya 45
Tayvan 471
Azerbaycan 476
Sri Lanka 479
Ukrayna 482
Moldava 484
Kazakistan 487
Hong Kong 489
Yunanistan 520
Kıbrıs 529
Makedonya 531
Malta 535
Belçika - Lüksemburg 54
Portekiz 560
İzlanda 569
Danimarka 57
Norveç 70
İran 626
Romanya 594
Tunus 619
Venezuela 759
İsviçre 76
Uruguay 773
İtalya 80-83
Arjantin 779
Küba 850
Tayland 885
Singapur 888
Hindistan 890
Vietnam 893
Endonezya 899
YUGOSLAVYA 860
TÜRKİYE 869
HOLLANDA 87
AVUSTURYA 90-91
AVUSTRALYA 93
MALEZYA 955
ULUSLARARSI PERİYODİK YAYINLAR İÇİN 977
ULUSLARARASI STANDART KİTAP NUMARASI 978
ULUSLAR ARASI MÜZİK NUMARASI 979



Bu açıklamaların ardından 182 kişi artık israil ve israile destek olan ülkelerin mallarını boykot ederek akan kana en ciddi ve en önemli tepkiyi göstermektedir.



www.israileboykot.com | www.israiliboykot.com


israile boykot eylemi broşür, afiş ve benzeri reklamlarla devam etmesi planlanan bir eylemdir
Destekleriniz ile Türkiye'nin dört bir yanında israil boykot edilecektir.
Lütfen bu siteyi tüm Müslümanlara duyurunuz!
Eyleme destek için: israileboykot@gmail.com
<bgsound loop="true" src="mms://67.159.5.252/umutfmcom/alternatifmuzikler/nurettin%20rencber%20-%20yadimda%20sen.wma"/></bgsound>