Counter

29 Aralık 2008 Pazartesi

AYKAÇ'A DESTEĞİMİZ TAMDIR ....


DR. MEHMET AYKAÇ, bizim gönlümüzde; kişiliği ve sempatik tavırları ile de Çorum'un - Çorumlunun gönlüne taht kurmuş, sağlam kişiliğiyle her görevini kendi ifadesiyle "vaktinde, düzgün ve en kısa zamanda" yerine getirerek hakkını vermiş saygın bir insandır.
Bu nedenle ona bir desteği de Ak Parti sitesinden yapıyor ve buradaki formu doldurarak ve onun Belediye Başkanlığını hakkıyla ve en güzel şekliyle yapacağını teyit ettiğimiz mesajlarımızı yazarak desteğimize ve çalışmalarımıza devam ediyoruz..
Rabbim yar ve yardımcısı olsun..

28 Aralık 2008 Pazar

Öyle bir namaz kılacaksin ki Mevlana'ca:



Namaza tekbirle girmek,
'İlahi, biz senin huzurunda kurban olduk' demektir.
namaza başlayarak'Allah'ım canımız sana feda olsun' diyoruz
Namazda kıyama durarak
Allah'ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlarız.
Kul, işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuya eğilir.
Başı rükuda iken 'Hak'kın suallerine cevap ver' diye ilahi ferman gelir.
Kul, rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüzüstü secdeye kapanır.
Tekrar ona, 'Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver' diye ferman gelir.
O, yine mahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüz üstü kapanır.
Veysel Karani gibi geceleri gündüzleri namazla geçirmeye var mısın?
Öyle güzel bir namaz kılarmış ki mübarek, bir geceyi sadece kıyamda, diğer bir geceyi sadece rükuda, diğer bir geceyi de sadece secdede geçirirmiş...
Hz. Ali(RA) gibi, savaşta yediği okun acısından cıkaramıyorlar, ancak Hz. Ali(RA) namaza durunca çıkarıyorlar hem de kılı bile kıpırdamıyor, soranlara da 'Biz namaz kılarken can kuşumuzu salıveririz' demiş mübarek insan, var mıyız böyle namaz kılmaya ?
Hz.Rabia gibi, gözlerinde yaş kalmayıncaya kadar namaz da ağlamaya var mıyız?
Ve O GÜZELLER GÜZELİ Peygamberimiz, namazı en güzel kılan O, kimse onun gibi kılamazdı.

Hadi ey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdini sun, temizle kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şekilde MEVLA'ya yaklaş...

Hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın siz o nefsime o hep konuşur ve sizi kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz, siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun gücünü...
Biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi(RA) ezanı okumaya başladı
Öyle bir namaz kılacaksin ki ezanı okuyan Bilal-i Habeşi olacak, namaz kıldığın yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve İmamın Hz. Muhammed Mustafa olacak ve Hz. Ebubekir, Hz. Ömer,
Hz. Osman, Hz. Ali ve Sahabe-i Kiram ile birlikte namaza duracaksın...

Öyle bir namaz kılacaksın ki, sırat köprüsünün üzerinde olacaksın aşağısı cehennem ve karşısında YÜCELER YÜCESİ ALLAHÜ TEALA ve Meleklerle saf tutarak...

Haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı...
Önünde bunlar var... her isteğinin gerçekleşeceği sonsuz yaşam yurdu CENNET var....

26 Aralık 2008 Cuma

BAŞARILAR SAYIN AYKAÇ...



ÇORUM BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYI
DR. MEHMET AYKAÇ'A ÇALIŞMALARINDA BAŞARILAR DİLİYORUZ....
HAYIRLI MUVAFFAKİYETLER ONUNLA OLSUN...


ÖZGEÇMİŞ
Çorum Belediye Başkan Aday Adayı Dr. Mehmet AYKAÇ

1958 yılında Çorum-Merkez Yaydiğin Köyü’nde doğdu. İmam-Hatip Lisesi’ni Çorum’da (1977), Yüksek İslam Enstitüsü’nü Bursa’da bitirdi (1981). 1993’te İslâm Tarihi doktoru oldu. Aynı yıl doçentlik yabancı dil sınavını da başarılı ile verdi.
Dr. Mehmet AYKAÇ sırası ile Çorum-Kargı vaizliği, Yozgat-Sorgun müftülüğü, Şırnak-İdil müftülüğü, İstanbul Merkez vaizliği görevlerinde bulundu. Türkiye Diyanet Vakfı’nca neşredilen İslâm Ansiklopedisi’nde 1987-95 yılları arasında müellif-redaktör (yazar) olarak çalıştı.
Dr. Mehmet AYKAÇ, 1995’te Çorum Milletvekili seçildi. TBMM’de İç İşleri Komisyonu üyeliği, Türkiye-Tunus Parlamentoları Arası Dostluk Grubu Genel Sekreterliği yaptı.
Muhtelif zamanlarda çeşitli Avrupa ülkelerine kısa süreli inceleme ve araştırma seyahatlerinde bulunan AYKAÇ, bir yıl Avustralya’daki Türk vatandaşlarımıza sosyal ve eğitim hizmetleri verdi. 2004 yılında Diyanet tarafından Arnavutluk’ta “Tirana Büyükelçiliği Sosyal İşler Koordinatörlüğü görevine atandı ve bu vazifeyi üç yıl yürüttü.

Dr. Mehmet AYKAÇ’a göre belediye hizmetlerini yürütecek kişi orkestra şefi konumundaki belediye başkanıdır. Onun iyi bir koordinatör olması gerekir. O, takım ruhuyla, ortak aklı harekete geçirerek halka en iyi ve çağdaş hizmetleri sunan, sorunları çözen, halkın ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda beldesini imar eden, halkımızın değerlerini yaşatan, modern teknolojiyi kullanan, tarihi mirası yaşatan, ekonomik canlılığı artıran, kültürel ve siyasi atmosferi pozitif yönde geliştiren kişidir.
Değerli Çorumlu hemşehrilerim, bendeniz bir dönem TBMM’de ilimi ve insanımı layıkıyla temsil etmeye çalıştım. Yurt içinde ve yurt dışında edindiğim idari, siyasi, insani tecrübe ve birikimimi hemşehrilerimin hizmetine tekrar sunmak ihtiyacı duydum. Ankara tecrübem var, bürokrasiyi tanıyorum, şehrimin ihtiyaçlarını da iyi biliyorum. Projelerimle ve el birliğiyle, teşkilatımızla uyum içersinde çalışarak Çorumumuzu örnek bir kent yapmaya talibim.
Çalışma prensibim; Ekip ruhuyla hareket eden seviyeli ve nitelikli bir belediye meclisi oluşturularak düzenli, disiplinli, aktif ve dinamik bir belediye hedefliyorum. Hak ve hukuka riayet ederek belediye kaynaklarını en akıllı ve en çok verim alacak şekilde kullanacağız. Yaşlıyı, fakiri-fukarayı gözeteceğiz. Pek çok sosyal ve kültürel hizmeti sponsorluk usulü ile koordine edeceğiz. Çorumsporla yakından ilgileneceğiz. İmar sorunları acilen çözülecek; cadde, sokak, bulvar ve park düzenlemelerine hız verilecektir. Şehrimizin temizliği konusuna çok önem vereceğiz. Otoparklar açarak şehir içi trafik sorununa mutlaka çözüm getireceğiz.
Sonuç olarak; şahsıma görev tevdi edilirse, genel başkanımızın enerjisini teşkilatlarımızla birlikte ilimize yansıtmanın gayreti içerisinde olacağız. Çorumumuz adaletle kalkınmış bir Türkiye’nin parlayan yıldızı olacaktır. Takdir, teşkilatımızın ve halkımızındır. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
Saygılarımla...

20 Aralık 2008 Cumartesi

Günün Ayeti

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Kârûn'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler. Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!

Kasas suresi 79-81

14 Aralık 2008 Pazar

Bülbül güle savdalı, gül bülbüle hasret

Mevsim bahar
En sevdiği mevsim di, kırmızı gülün.
Bir sene bekledi kar kış demeden
Önce yapraklı solmuş
Sonbaharın gelişiylede
Dökmüştü kurumuş yapraklarını bir bir kızıl toprağa
Kışla beraber de kar taneleri altında yitirmişti tüm yapraklarını

Özlemiyle yanıp tutuştuğu günün gelişi heyecanlardırmıştı gülü.

Yine kuşlar ötüşecek etrafında
Ve
Yine baharla birlikte bülbül seslerini işitebilecekti.

“Bülbül güle savdalı, gül bülbüle hasret”

Ama içlerinden birini unutamamıştı GÜL.
Anlatmıştı gül bülbüle derdini
Bülbülde dinleyip susmuştu

-Niye susarsın ey bülbül.
-Yoksa sen..

-bilmiyorum GÜL’üm
-bilmiyorum

Cevap veremedi bülbül.
Sakladı içindeki kıvılcımı
Sustu konuşamadı

Israr edince Gül,

-Bir dahaki baharı bekleyelim dediğini işitti bülbülden.
Eğdi başını gül
Sustu oda

Sonra bülbül uçup gitti…

yaşlı gözlerlede uğurladı bülbülünü gül..
gömdü sinesine aşkını


Şimdi mevsim yine bahar .
bir sene beklemişti GÜL.

Gözleri hep yolda idi,
Kulakları onun sesini arar olmuştu.

Ne zaman yanından bir bülbül geçtiğini görse..
Sorardı heyecanla!!

NEREDE BENİM BÜLBÜLÜM GÖRENİNİZ VARMI??

Ama her defasında aynı cevabı alırdı.

Bilmiyoruz Gül kardeş…

Gül gün geçtikce ümidini yitirmeye başladı.
Laleler, sümbüller menekşeler anlamışlardı.

Bülbül dönmeyecek diye konuşuyorlardı aralarında..

Gülün kulağına da geldi bu konuşma.
Durakladı bir ara......
Hayır gelecektir benim bülbülüm dedi içinden.

Bahar görevini tamamlamış yerini kışa bırakmaya hazırlanıyordu.
Ama hiçbir haber gelmemişti gülden.

Artık mevsim sonbahardı.
Ağaların kuruma
Karıncaların yuvalarına dönüş mevsimi.

Ve tabi

Güllerin solma zamanı.

Artık gülde ümidini kaybetmeye başladı.
her yaprak döküşünde bir parça ümidini alıp götürüyordu sevmediği sonbahar..

Mevsim kış
Son kalan yaprağı da düşecekti gülün.
Yaprakla beraber son ümidide gidecekti elinden.

Kara bulutların gönderdiği yağmur taneleri yeryüzünü ıslatmaya koyulmuştu.

Gül son kalan yaprağını bir o tarafa bir bu tarafa çekiyordu
Son kalan yaprağını yağmur tanelerine teslim etmemek için.

Ama yağmurun şiddetine dayanamadı gül..

Son yaprağınıda teslim etti kara toprağa.

Kara haber tez duyulu derlerde,duyamadı gül

Ve bir dahaki bahara açamadı gülleri, yeşeremedi yaprakları.
Bülbüle duyduğu özlem yağmurun içinde
boğulduuu
kayboldu
GÜL

-mercandede-
<bgsound loop="true" src="mms://67.159.5.252/umutfmcom/alternatifmuzikler/nurettin%20rencber%20-%20yadimda%20sen.wma"/></bgsound>